Türkiye geçtiğimiz Eylül ayı başında iki önemli toplantıya ev sahipliği yaptı; 2 – 5 Eylül tarihlerinde düzenlenen Internet Governance Forum (IGF) ve ona alternatif olarak 4 – 5 Eylül’de düzenlenen Internet Unvgovernance Forum (IUF). Türkiye gibi 51 bin web sitesinin erişime engellendiği, gözetim ve İnternet’te ifade özgürlüğü konularında sicili pek de iyi olmayan bir ülkede, bu etkinlikler ülke gündeminde hakettiği yeri bulamasa da, konunun ilgilileri için verimli tartışmalar yürütüldü.

Belirtmekte fayda var; bu yazıda bu etkinlikleri hiç de tarafsız bir gözle ele almayacağız. İnternet’te ifade ve bilgiye erişim özgürlüğü, başta mahremiyet olmak üzere kullanıcı hakları ve kamu çıkarlarının tarafı olmanın kaçınılmaz sonucu olarak IUF’nin saflarındayız.

Etkinliklerle ilgili detaylı değerlendirmeye girmeden önce İnternet ile ilgili devam eden tartışmalara ve son duruma kısaca bir değinelim. İnternet’i kimin, nasıl yöneteceği İnternet’in kitlesel kullanımının başlangıcından beri önemli bir tartışma başlığı. Süregiden duruma bakıldığında her ne kadar birileri bunun için şimdilik bir çözüm üretmiş olsa da, bu çözüm bazılarını hiç tatmin etmiyor. Avrupa Birliği, İnternet’in ABD merkezli olarak yönetilmesini eleştirirken, cephenin öbür tarafındaki Rusya, Çin gibi ülkeler ABD – AB ortaklığında yönetildiğini düşündükleri İnternet’in olabildiğince dışında kalmaya ve kendi İnternet araçlarını geliştirmeye devam ediyor.

İnternet’in yönetimi tartışmasında esas kırılma ise eski bir CIA ajanı Edward Snowden tarafından ortaya çıkarılan gözetim skandalıyla yaşandı. Bunun üzerine İnternet yönetişiminin nasıl olması gerektiğini masa yatıran alternatif bir etkinlik olarak NetMundial 23 – 24 Nisan 2014 tarihlerinde Brezilya’da düzenlendi.

Öte yandan ABD’de hareretli bir şekilde devam eden ağ tarafsızlığı tartışmaları, patent temelli TPP, CISPA gibi anlaşma ve yasalar da gözetim ve sansürle birlikte yakıcı başlıkları oluşturuyor.

İnternet’in ve tabi ona bağlı olarak Dünya’nın geleceğini etkileyecek mühim tartışmaların yürütüldüğü bu koşullarda, Türkiye’de toplanan IGF ve IUF’in önemi bir kat daha artıyor. Forumların yaklaşımlarını özetlemek gerekirse; IGF’te devletler ve şirketlerin “İnternet’i nasıl yönetiriz? (Tabi ki hep birlikte(!))” sorusuna karşı, IUF’in sorusu daha çok şöyleydi; “İnternet’i nasıl kurtarırız? (Tabi ki hep birlikte!)“.

Yönetişim Çıkmazı: Internet Governance Forum

IGF’ten bağımsız olarak, günümüzde kullanımı iyice yaygınlaşan “yönetişim” kavramını duyduğumuzda biraz durmak gerekiyor. Kurt ile tavşanın “Karnımızı nasıl doyururuz?” sorununu çözmek için aynı masanın etrafına oturmasının da pekala bir “yönetişim” olarak sunulduğu bir dünyadayız. Bu nedenle ABD, AB ve Google gibi İnternet üzerinde herkesten çok söz sahibi olanların yer aldığı bir “yönetişim” forumuna katılmak için pek ala “Önce bizi gözetlemekten vazgeçin!” diyebiliriz.

9. Intenret Governance Forum bu yıl “Çok Paydaşlı Güçlendirilmiş İnternet Yönetişimi İçin Kıtaları Birleştirmek” temasıyla düzenlendi. 2006’dan bu yana IGF ismiyle organize edilen bu forumlar, Birleşmiş Milletler tarafından World Summit on the Information Society adıyla 2003 yılında düzenlenmeye başladığında bir heyecan yaratmıştı. Fakat geçen 14 yılda bu heyecan yerini hayal kırıklığına bıraktı.

Vint Cerf (Başkan Yardımcısı, Google), Neelie Kroees (Dijital Gündem Komisyonu Başkan Yardımcısı, AB) ve Fadi Chehadi (ICANN Başkanı) gibi önemli isimlerin yer aldığı forumda, Türkiye’den bürokratların ve sınırlı sayıda akademisyenin haricinde program düzeyinde pek katılım olmadığını söyleyebiliriz. Sosyal medya performasına bakıldığında da Uluslararası ilginin çok daha fazla olduğu aşikar.

Ulaştırma ve Habercilik Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun ev sahipliği yaptığı forumun açılışında, yetkililerin ilgisi ve performansı da eleştirildi. Daha çok Türkiye’de yürütülen çalışmalar ve istatisliklerin konu edinildiği konuşmaların sonucunda, aslında Bakanlık ve BTK’nın İnternet’e dair bir önerisi, öngörüsü ve tartışması olmadığı bir kez daha görülmüş oldu.

Snowden, Manning and Wikileaks, devlet ve şirketlerin gözetimi gibi konulara elbette ki hiç girilmeyen IGF’in kapanışında, “İnternet Ulusu” başlıklı bir konuşma yapan Milton Müller İnternet’i bölgesel devletlerin yönetmesine karşı çıkarak “Şu anda ihtiyaç duyduğumuz, bir internet ulusal kurtuluş hareketidir.” derken, elbette ki aklımıza IUF geliyordu.

Bir sonraki IGF 10 – 14 Kasım 2015 Brezilya’da düzenlenecek.

Yeni Bir Odak : Internet Unvgovernance Forum

IGF’in Türkiye’de, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun koordinasyonunda düzenlenecek olması ve bu kurumların İnternet özgürlüğü konusundaki kötü sicilleri nedeniyle, duyurulduğu andan itibaren IGF’e karşı ulusal ve uluslararası çapta bir tepki oluşmuştu. Alternatif Bilişim Derneği’nin IGF’ye sunduğu oturum önerilerinin kabul edilmemesi üzerine ortaya çıkan alternatif bir etkinlik düzenlenme fikri 1,5 ay gibi çok kısa bir zamanda, indiegogo‘dan toplanan destek ile örgütlendi.

Etkinliği Chaos Computer Club, Electronic Frontiers Foundation, EDRi (European Digital Rights), Web We Want gibi önemli oluşumların yanı sıra Türkiye’den TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası, Internet Teknolojileri Derneği, Istanbul HackerSpace, Linux Kullanıcıları Derneği destekledi.

Alternatif Bilişim Derneği gözetim, mahremiyet, sansür gibi çok önemli konulara yeterince ilgi gösterilmediğini, devlet ve şirketlerin IGF’te olması gereğinden fazla şekilde temsil edildiği düşüncesiyle, tam da bu doğrultuda bir forum düzenledi. Forum IGF katılımcılarından ve sosyal medyadan yoğun bir ilgi görünce, IGF’i düzenleyen Multistakeholder Advisory Group Başkanı Janis Karklins de etkinlikte yer alarak katılımcıların soru ve eleştirilerini yanıtladı.

iuf_jassange

IUF’in önemli konuşmacıları arasında ise Tor tarayıcısının geliştiricilerinden Jacob Appelbaum, W3C’den Harry Halpin ve uzaktan bağlantıyla foruma katılacak Edward Snowden vardı. Edward Snowden’ın yaşadığı teknik problemlerden dolayı katılamayacak olması üzerine ise, etkinliğin büyük sürprizi olarak Julian Assange foruma bağlandı. IGF’i “İnternet Sansürü Forumu” olarak gören Assange IGF’in amacının “ülkelerin stratejik olarak gözetim yapmalarındaki yeni rollerini belirlemek olduğunu” savundu. Türkiye’nin satın aldığı takip altyapısıyla, kendisi de takip ve dinlemenin kurbanı haline geldiğini söyleyen Assange, günümüzde verilmesi gereken mücadelenin amacını “bu teknolojileri insanlığın faydasına kullanabilmek” sözleriyle özetlemiş oldu.

Toplantıya bir destek mesajı gönderen Snowden ise “Türk toplumu yoğun bir şekilde sansür ve gözetime maruz kalmaktadır. Dün Gezi Parkı’nda direnen, bugün Ungovernance Forum’da mücadele gösteren herkese teşekkürler.” diyerek destek ve dayanışma duygularını paylaştı.

Forum’daki bir diğer öne çıkan sunum ise “Mülksüzleştirme Ağları” projesiyle tanınan Burak Arıkan’ın “İnternet Yönetişim Haritası sunumu oldu. İnternet yönetişiminin bir haritalamasını yapan Arıkan’ın sunumundan sonra başlayan “Kentte ve İnternet’te Mülksüzleştirmeye Karşı Dayanışma” oturumunda aynen kentte olduğu gibi İnternet’te de kamusal alanların giderek daha fazla devletin ve sermayenin kontrolüne geçtiği ifade edildi.

IUF beklenenin ötesinde bir ilgi ve heyecan yarattı. Spontane bir şekilde gelişen forum, İnternet özgürlüğü savunucularının küresel ölçekte bir odağa ihtiyacı olduğunu gösterdi. Tabi ki, bu işin öncülüğünü Türkiye’de İnternet sansürü ve dijital haklar konusunda mücadelenin başat aktörlerinden birisi olan Alternatif Bilişim Derneği’nin yapması tesadüf değildi. Üyelerinin yoğun emekleriyle ve kurduğu uluslarası ilişkilerle IUF’i başarıyla hayatı geçiren Alternatif Bilişim Derneği, etkinliğin önümüzdeki yıl Brezilya’da düzenlenmesi için girişimlerini sürdürüyor.

Harry Halpin konuşmasında, Web’i gezegendeki dayanışmanın kaldıraçı olarak gördüğünü söylemişti, işte IUF tam da bu sözü doğrulayan bir pratik oldu.

IUF oturumlarının videolarını Çapul Tv’den izlieyebilirsiniz.

Tartışmayı Büyütmek

Internet Governance Forum her ne kadar önemini ve işlevini kaybetmiş olsa da, İnternet’in işleyişini ve politikalarını belirleyen isimlerle doğrudan temas kurma ve sözünü taşıma açısından ilgi çekmeye devam ediyor. “Yönetişim” ve “çok-paydaşlılık” terimlerinin tuzağına düşmeden IGF’i takip etmek gerekiyor. Öte yandan, İnternet’i bir gözetim ve kontrol aracına dönüştürmeye çalışanların, İnternet üzerinde tahakkümlerini güçlendirmeye çalışan devletler ve şirketlerin karşısında hak ve özgürlük savunucularının “şifrelenmiş” korunaklı alanlarından çıkmaları ve daha cesur politikalar üretmeleri şart. Tartışmaların “takım elbiseli büyük adamlar vs. hackerler ve heyecanlı dijital aktivistler” çekişmesinin ötesinde algılanabilmesi ve toplumsallaşması için, bilgi teknolojilerinin teknik terminolojisini aşan dil ve yöntemler geliştirmek elzem. Bu, özellikle SOPA, ağ tarafsızlığı gibi kampanyalarla ABD gibi ülkelerde kısmen de olsa başarılırken, ülkemizde ancak popüler web siteleri sansürlendiği zaman toplumsal tepki yükseliyor. Halbuki sansür ve gözetim her an ve artarak devam ediyor.

IUF bu anlamda, Türkiye’deki özgür İnternet mücadelesinin ölçeğini büyüten bir etkinlikti. Daha fazlasını başarmak da yine bizlerin elinde..

Not: Etkinliklerle ilgili detaylı içeriğe IGF & IUF Storify sayfasından ulaşabilirsiniz.