John Perry Barlow, ABD’de Bill Clinton döneminde kabul edilen ve iletişim alanını baştan düzenleyen Telekomünikasyon Yasası’na (Telecommunications Act of 1996) tepki olarak A Declaration of the Independence of Cyberspace’i (Siber Alanın Bağımsızlığına Dair Bildiri) 8 Şubat 1996’da yayınlayarak, internetin doğası gereği uluslar üstü, doğası gereği egemenlik karşıtı olduğunu ve internette devletlerin egemenliğinin olamayacağını söylemişti. “Sanayi Dünyasının hükümetleri, siz etten ve çelikten yapılma devler, ben zihnin yeni evi, Siberalandan geliyorum. (…) Aramızda işiniz yok ve bir araya geldiğimiz yerde sizin hakimiyetinize yer yok” diye başlayan deklarasyon, internetin, tiranlıklardan doğal olarak bağımsız kurulan global sosyal alanının, seçilmiş hükümetlerden, çizilmiş sınırlardan, çözümünün devletlerde olduğu iddia edilen sorunlardan bağımsız olduğunu; ırk, ekonomik güç, askeri güç, doğum yeri ayrıcalıklarının ve önyargılarının olmadığı bir dünya yarattığını; mülkiyet, ifade, kimlik, eyleme dair hukuksal kavramların ve bağlamların uygulanamayacağı; devletlerin vaat ettiğinden ve meydana getirdiğinden daha adil ve insancıl bir medeniyeti siberalanda yaratacağımızı belirtiyordu1.

İnternetin doğasının ve potansiyelinin en net şekilde belirtildiği bu bildirinin yayınlanmasının üzerinden 16 yıl geçti. Bu bildirinin bir iddia olduğu söylenebilir, internetin başka türlü bir iletişimin, başka türlü bir düşünme biçiminin aracı olduğu iddiası. Bu iddia internetin bugünü ve geleceğinde kimin söz sahibi olması gerektiğine dair bir öngörüyü de içerir. Bu noktada ağ tarafsızlığı (net neutrality) internet alanının nasıl şekilleneceğine ilişkin önemli bir tartışma olarak öne çıkmaktadır.

İnternet fiziksel, mantıksal ve içerik katmanlarından oluşan bir ağdır. İçerik katmanı, İnterneti kullananların paylaştıkları içerik, bilgi ve diğer anlamlı ifadelerdir. Mantıksal katman TCP/IP, HTTP ve HTML gibi, içerikleri makine dilinde ortaya koyan algoritmalar ve standartlar dizisidir. Fiziksel katman ise, bilgisayarlar, kablosuz cihazlar, yönlendiriciler (router) gibi fiziki nesneleri kapsar.2 Bu üç katmanda da tartışmalar farklı biçimlerde sürmektedir. İçerik katmanında en belirgin tartışma “fikri mülkiyet hakları”ndan kaynaklanır, veritabanına ilişkin haklar, pornografi, kumar ve benzeri meselelerle aslında bu katmandaki tartışmaların, fiziksel dünyadaki denetimin bir yansıması olduğu söylenebilir. Mantıksal katmanın tartışmaları arasında Peer-to-peer3 yazılım sağlayıcılar; ABD ve AB’nin sahtekarlık karşıtı yasaları, alan adı sisteminin etkili şekilde sürdürülmesinin sağlanması ve örneğin Özgür/Açık kaynak kodlu yazılım hareketi yer alır. Kablosuz İnternet sistemleri ve bunların ücretsiz ya da düşük ücretli servisleri; donanımın, “güvenilir sistem” mimarisinin dayatılması yoluyla düzenlenmesi gibi başlıklar da fiziksel katmanın tartışmalarındandır4. Ağ tarafsızlığı, fiziksel ve mantıksal katmanın tartışmalarını bir arada barındırmaktadır.

Ağ tarafsızlığının, aslında birbirinden bağımsız olmayan iki yönü olduğu söylenebilir; birincisi, hali hazırda birbirine bağlı ağların ağı olan internetin merkezi bir denetime tabi tutulmaması; ikincisi ağdaki verinin hareketinin içeriğinden bağımsız olması yani ağa sahip olanların o ağda hareket eden içeriği kontrol etmemesi5. Yani bir yanıyla ağ tarafsızlığı, internet içeriğine erişimde, son kullanıcıya internet erişimi sağlayan ISP (Internet Service Provider– İnternet Servis Sağlayıcı) tarafından ayrımcılık yapılmaması prensibidir. İnternet Servis Sağlayıcılar, ister altyapı6 sağlayan ister içerik sağlayanlar olsun internet içeriğini kısmen ya da tamamen engelleyebilir ya da içeriğe erişimi özel ücretlere tabi tutabilir7. Diğer yanıyla internette gezinen paketlerin içeriğinin herhangi bir biçimde denetlenmemesi de ağ tarafsızlığının prensiplerindendir. Bu noktada internetin “dilsiz” bir ağ olduğu söylenir; veri paketleri onları gidecekleri yere ulaştıran düğümlerden oluşan bir zincirde hareket eder, ve bu hareket esnasında paketin göndericisi, alıcısı ya da içeriğine bakılmaz, ağ tüm paketlere eşit davranır8. Son dönemde özellikle hükümetlerin gözdesi olarak DPI (Deep Packet Inspection) teknolojisi, ağda gideceği yere hareket eden paketlerin içeriğinin ayrıntılı ya da yüzeysel incelenmesi işini görmektedir9. Hükümetlerin güvenliğin sağlanması söylemiyle iç içe geçen DPI uygulaması, internet kullanıcılarının eğilimlerine göre kişiselleştirilmiş reklam sunma (davranışsal reklam)10 ile özel sektörün de tercih ettiği ve kullandığı bir teknolojidir.

Ağ tarafsızlığı açık internet (open internet) kavramıyla da yakından ilgilidir. Açık internet ilkesi, internet kullanıcılarının kendi tercihlerine göre içeriğe, uygulamalara ve hizmetlere erişiminin mümkün olmasını ve ağ, hizmet ve içerik sağlayıcılar arasında rekabeti öngören bir ilkedir11.

10 Eylül’de internette yapılan “Internet Slowdown”12 eylemi, ağ tarafsızlığının çerçevesini çizmekte ve neden gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu eylemin temelinde “Declaration of Internet Freedom” (İnternet Özgürlük Bildirisi)13 vardır. Bu bildiriye göre internet politikalarının oluşturulmasında şeffaf ve katılımcı süreçler desteklenmekte ve beş temel prensip ortaya konmaktadır. Bunlar ifade özgürlüğü, erişim, açıklık, yaratıcılık ve gizliliktir14. Bu bağlamda Internet Slowdown eylemi, yasa yapıcıları, internetin sadece büyük şirketlerin değil herkesin olması için ağ tarafsızlığını benimsemeye, erişim engellemeye, uygulamalara özgü ayrımcılığa karşı yoruma yer bırakmayacak kadar açık kurallar ve erişim ücretlerini yasaklayan kurallar koymaya çağırmaktadır. Bu talepler beş temel prensiple birebir örtüşmektedir.

İnternet, kullanıcılar, devletler ve şirketler arasında bir “iktidar” alanına dönüşmüş durumdadır. Herkes, tüm taraflar, bu popüler, eşitlikçi ve demokratik zeminler kurma potansiyeli olan internet alanını, kendi beklentileri ve çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalışmaktadır. Bu haliyle, içinde şirketlerin, devletlerin, uluslararası kuruluşların, bireylerin, toplulukların, kullanıcıların olduğu siber alan üzerindeki tartışmaların bir “mücadeleye” işaret ettiği söylenebilir; internetin eşitlikçi ve demokratik doğası ile verili yönetme biçimleri arasındaki bir çekişme. Ağ tarafsızlığı ilkeleri itibariyle, İnternetin eşitlikçi ve demokratik olması ve kalması için verilen mücadelede önemli bir talepler dizgesidir.

2 Ganley and Allgrove, Net Neutrality, 455.

3 Peer-to-peer ya da P2P. “Peer eş, denk demektir. İki veya daha fazla istemci arasında veri paylaşmak için kullanılan bir ağ protokolüdür. Eşler, sunucuları veya sabit bilgisayarlar tarafından merkezi koordinasyon ihtiyacı olmadan, işlemci gücü, disk depolama veya ağ bant genişliği gibi kendi kaynaklarının bir kısmını, doğrudan diğer ağ katılımcıları için kullanılabilir yapabilir. Sadece sunucuların tedarikçi ve istemcilerin tüketici olduğu geleneksel istemci-sunucu modelinin aksine, eşler, hem tedarikçi hem de tüketicidir. Peer-to-peer yazılımlarıyla, kullanıcılar her türlü dijital içeriklerini uygulamaları kullananlarla paylaşabilirler.” (Peer-to-peer, http://tr.wikipedia.org/wiki/Peer-to-peer)

4 Ganley and Allgrove, Net Neutrality, 456.

5 Barratt, “Commentary Net Neutrality: Telecom Policy and the Public Interest,” 295–6.

6 Ağ tarafsızlığı tartışmasında önemli bir nokta internet altyapı hizmetlerinde özelleştirme vb süreçler sonucu ya da en başından itibaren özel şirket tekellerinin varlığıdır. Burada Türkiye’de internetin başlıca sorunlarından biri olan internet altyapısı tekelinden de bahsetmek gerekiyor. 2001 yılında Telekomünikasyon A.Ş’nin özelleştirilip Türk Telekom adlı uluslararası ortaklı bir şirkete devredilmesi, aslında çarpık bir liberalleşmenin göstergesidir. Bu zamana kadar Türkiye’de telefon altyapısı yalnızca PTT ve sonrasında Türk Telekomünikasyon A.Ş’ye aitken, birdenbire Türk Telekom isimli özel bir şirketin oluvermiştir. Liberal iktisatçılar/ekonomistlerin özelleştirmeden bekledikleri devletin yatırım yapamadığı alanlarda yatırımların teşviki, hizmetlerin yaygınlaştırılması ve çeşitlendirilmesi gibi hedefler bile Türkiye açısından gerçekleşememiştir. Mevcut telefon (ve dolayısıyla internet) altyapısı tek bir şirkete devredilince müşteriler de otomatikman devredilmiştir. Böylece de, özellikle internet kullanımı alanında, devletin denetleyici otorite olarak tekelin altında, özel şirketin hizmet sağlayıcı tekeli oluşmuştur.

7 Marsden, Net Neutrality, 29.

8 Ganley and Allgrove, Net Neutrality, 456.

9 Kırlıdoğ, Uçkan, and Fidaner, “Deep Packet Inspection: Privacy and Communication Rights Violations.”

10 Phorm şirketi, internet kullanıcılarının eğilimlerine göre reklamlama hizmeti vermeyi vaat eden bir şirkettir. DPI teknolojisi kullanmaktadır. Pek çok ülkede faaliyetleri yasaklanan şirketin Türkiye’de Türk Telekom ile anlaşma yaptığı haberlerde yer almıştır. Ayrıntılı bilgi için: www.enphormasyon.org/

14 İnternet Özgürlük Bildirisindeki beş prensip. İfade Özgürlüğü: Internet’e sansür uygulamayın. Erişim: Herkesin hızlı ve ucuz bir şekilde ağlara erişimini destekleyin. Açıklık: Internet’i herkesin özgürce bağlanabildiği, iletişim kurabildiği, yazabildiği, okuyabildiği, izleyebildiği, konuşabildiği, öğrenebildiği, yaratabildiği ve yenilikler icat edebildiği açık bir ağ olarak muhafaza edin. Yaratıcılık: İzne bağlı olmadan yenilikler icat edilebilme özgürlüğünü koruyun. Yeni teknolojileri engellemeyin, öncüleri kullanıcılarının davranışları yüzünden cezalandırmayın. Gizlilik: Gizliliği koruyun ve bireylerin kişisel bilgilerini ve araçlarını kullanım imkanlarını elinde tutması gerekliliğini savunun.

KAYNAKÇA

Barratt, Neil. “Commentary Net Neutrality: Telecom Policy and the Public Interest.” Canadian Journal of Communication 32 (2007): 295–305.

Ganley, Paul, and Ben Allgrove. Net Neutrality: A User’s Guide. SSRN Scholarly Paper. Rochester, NY: Social Science Research Network, August 22, 2006. http://papers.ssrn.com/abstract=925693.

http://ec.europa.eu/digital-agenda/en/about-open-internet , E.T. 19.09.2014

http://tr.wikipedia.org/wiki/Peer-to-peer , E.T. 19.09.2014

http://www.internetdeclaration.org/tr , E.T. 19.09.2014

https://projects.eff.org/~barlow/Declaration-Final.html , E.T. 19.09.2014

https://www.battleforthenet.com/ , E.T. 19.09.2014

Kırlıdoğ, Melih, Özgür Uçkan, and Işık Barış Fidaner. “Deep Packet Inspection: Privacy and Communication Rights Violations.” In Deep Packet Inspection: Privacy and Communication Rights Violations. İzmir, 2011.

Marsden, Christopher T. Net Neutrality: Towards a Co-Regulatory Solution. Bloomsbury USA, 2010.

www.enphormasyon.org/ , E.T. 19.09.2014