17 Temmuz 2014 tarihinde, Ankara, Tayfa Kitapkafe’de çok güzel bir belgesel gösterimi yapıldı. Brian Knappenberger tarafından çekilen belgesel, Demokrat Bilgisayar Mühendisleri tarafından Korsan Parti’nin Türkçe altyazısı ile beraber sunuldu. Belgeseli daha önceden izlemiş olmama rağmen ben de bu güzel etkinliğe katıldım. Bu yazıda etkinlik hakkındaki izlenim ve düşüncelerimi paylaşacağım.

Aaron Swartz, 86 doğumlu, oldukça genç bir internet aktivisti. Küçük yaştan beri bilginin özgür olması ve paylaşılması tutkusunu takip ederek birçok güzel projede yer aldı, RSS’in ilk sürümü, Reddit ve Creative Commons bunlardan yalnızca birkaçı. Elbette, bu kadar genç yaşta bilginin gücünün farkına varan ve bunu özgür kılmak için yorulmak bilmeden uğraşan birisi, bilgi üzerinde tahakküm kurarak çıkarlarını diğer insanlara zarar vermek pahasına devam ettirmek isteyenlerin de ilgisini çekti. Bu sebepten dolayı, protesto amacıyla gerçekleştirilen “JSTOR’dan çok sayıda makale indirme” eylemi mahkemelik oldu. Adil olmayan bir yargılama sonucu, “ibret olsun diye” 1 milyon dolar para cezası ve 35 yıl hapisle cezalandırılan Aaron Swartz, baskılara dayanamayarak 11 Ocak 2013 yılında hayatına son verdi.

Peki, bilginin özgür olması neden önemli? Bu üzerinde sayfalar dolusu yazılar yazılabilecek bir konu, dolayısıyla burada ancak çok kısa bir özet geçebileceğim. Kısaca, bilginin özgür olması istisnasız herkese fayda sağlar. Bunun üretilmesinin, paylaşılmasının ya da yayılmasının önüne geçmek, ancak küçük bir zümreye fayda sağlarken insanlığa büyük zararlar verir, bu nedenle de bilginin, üzerinde emeği geçenlerin hakkını da gaspetmeyecek şekilde özgürleştirilmesi ve paylaşılması hayati önemdedir. Günümüzde bilginin en hızlı yayıldığı platform olan internetin özgürlüğünün de önemi buradan geliyor. İnternetin özgürlüğünü kısıtlarsanız, insanlığın gelişimine kastetmiş olursunuz.

Belgeselden devam edecek olursak, Knappenberger, Swartz’ın bu kısa ama dolu dolu geçen hayatını, Swartz’ın amacını da kapsayacak bir şekilde genişletmiş. Bunu yaparken de, Swartz’ın ailesi ve arkadaşları ile konuşup, onların hem Swartz hem de olaylar hakkında ne düşündüklerini güzel sorularla öğrenmiş ve başarılı bir şekilde aktarmış. Gerek kurgusu yönünden gerekse de teknik açıdan mükemmele yakınlaşmış bu belgeseli, eğer hala izlemediyseniz Youtube üzerinden Türkçe altyazısı ile beraber izleyebilirsiniz. Ayrıca, Aaron Swartz hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz kişisel bloguna erişebilir ve çok farklı konularda ne düşündüğünü, genel olarak nasıl bir düşünce sistemi kurduğunu inceleyebilirsiniz.

Tayfa’daki etkinliğe gelince… Etkinlik biraz geç duyurulmuş olmasına rağmen oldukça yüksek bir katılımla gerçekleşti, öyle ki Tayfa Kafe’yi daha önce o kadar kalabalık görmemiştim. Özellikle Türkiye gibi, sansür ve gözetimin olağanüstü boyutlarda sürdüğü bir ülkede, böyle bir etkinliğin cesaret gerektirmesi bir yana, insanları durumdan haberdar etmek ve halihazırda olaya ilgi duyup bir şeyler yapmak isteyen insanları birbirleriyle tanıştırarak örgütlenmelerine zemin sağlamak takdire şayan bir hareket. Bu tarz etkinliklerin artarak devam etmesini temenni ederek, organizatörlere bir kez daha teşekkür ediyorum.

Özgür bir internet, özgür bir hayat isteyen herkese selam olsun.